Dilek
Çelenk
(Vaiz
/ Başakşehir
ADRB İlçe Koordinatörü)
İslam
insana iki cihan saadeti sunmak üzere gelmiştir ve Kur’an, kişiye kolaylık için
indirilmiştir; “Biz sana Kur’an’ı sen sıkıntıya giresin diye indirmedik.” [1] Hz. Peygamberimiz (sav) rahmet için gönderilmiştir; “Muhakkak ki Seni alemlere
rahmet olarak gönderdik.” [2]
Şeriat-ı Garrâ’nın asıl maksadı Allah’a kulluk etmede kul için kulluğunun başında
kalp safiyeti, gidişatında kolaylık, varacağı yerde ise Rıza-i Bârî’nin hasıl
olmasını sağlamaktır. Bunların hepsi tek bir özde toplanmıştır ki; O da
yeryüzünde halife olmaktır.
Saadetin sırrı yeryüzüne “Halife” olabilmede saklıdır. Cenab-ı Allah, Bakara Suresi’nde Hz. Adem’in yaratılış kıssasında (Bakara:30-38) yeryüzünde halifeliğin nasıl başladığını anlattıktan sonra aynı surede sonraki nesillerde halifeliğin hakkını ihlal eden Benî İsrâîl (Bakara:39-61) ve halife unvanına layık davranarak Rabbinin katında “İmamlık” makamına yükselen İbrahim Aleyhisselamı da (Bakara:131) anlatmaktadır. Bu üç kıssadan (Hz. Adem, Benî İsrâîl ve Hz. İbrahim) çıkarılacak ders ise; sınanmak/imtihan olmaktır. Hikmeti sormadan, verilen emri “semi’nâ ve ata’nâ” diyerek yerine getiren kazandı ve halife oldu, tersini yapan kınandı, helak oldu, lanetlendi ve şekâvete düçar oldu; “Bir zamanlar Rabbi İbrahim’i birtakım kelimelerle sınadığında İbrahim onları tam olarak yerine getirdi. Ben seni insanlara imam/önder yapacağım dedi...” [3] Hz. İbrahim sorgulamadan, teslimiyet gösterdi ve mükafatı aldı; ateşe atıldı, kazandı, evladını çöle bırakması emredildi, zemzemi kazandı, evladını kesmesi emredildi kurbanı kazandı, Kâbe-i Muazzama’yı inşa etme şerefine nail oldu. İnsanları Hacc’a davet etmek üzere çağrıda bulunması emredildi; “İnsanlar arasında haccı ilan et/ duyur ki, gerek yaya olarak gerekse nice uzak yoldan gelen yorgun argın develer üzerinde kendilerine ait birtakım faydaları yakînen görmeleri ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belli günlerde Allah’ın ismini anmaları için Kâbe’ye gelsinler...” [4] Bu ayet üzerinde düşünülmesi gereken nice hikmetler barındıran muazzam bir ayettir. “Kendilerine ait birtakım faydaları yakînen görmek!” Demek ki Cenab-ı Allah hacca nice faydalar saklamıştır, bu faydaları hacca gidenler ancak görebileceklerdir. Bu faydaların neler olabileceğine dair tefsirlere bakıldığında bizzat belirlenmiş bir şey yoktur. Hacının iki dünyasına katkılar sunacak maddi ve manevi faydaların olduğu genel ifadeler ile bildirilir.
Haccın
içeriğine bakıldığında hikmeti tam olarak idrak edilemeyecek ama katıksız saf bir teslimiyetin
olduğu müstesna bir ibadet olduğu görülecektir. Hz. İbrahim`in çağrısına “lebbeyk”
diyerek ilk adım atıldıktan sonra Allah’ın kuldan istedikleri;
*Kulum
kıyafetini çıkar, başın açık, yalın ayak, dikişsiz iki parça kumaşa bürün yola
çık. Lebbeyk Allahumme lebbeyk/ buyur Allahım emrindeyim.
*Kulum
eşin helâlindir ama ihramlı olduğun sürece ona yaklaşamazsın. Lebbeyk Allahumme
lebbeyk.
*Kulum
ihramlı olduğun sürece kendi teninden, tüyünden alamazsın. Lebbeyk Allahumme
lebbeyk.
*Kulum
ihramda kaldıkça avlanman, herhangi bir bir cana, tene, bitkiye zarar vermen
yasaktır. Ama benim için benim sana söylediğim türlerden kurban kes, o canları
da istiyorum, benim için kurban et. Lebbeyk Allahumme lebbeyk.
*Kulum
hikmetini sormadan taşlara bak; bu Kabem taştır etrafında yedi defa dönüp tavaf
et, Hacerü`l Esved taştır, önünde dur selam ver, öp, İbrahim’in ayak izleri taştır
ama sen arkasında iki rekat namaz kıl, cemeratta benim istediğim sayıda taş al
ve benim istediğim yere, istediğim zaman diliminde fırlat! Hepsi de taştır ama
sen o taşlara ben nasıl istersem öyle bir muamelede bulun. Lebbeyk Allahumme
lebbeyk.
*Kulum
Hacer gibi evladın için sa’y yap. Ama vereceğim rızık senin sa’yinin olduğu
yerde değil benim istediğim yerde ortaya çıkacaktır. İsmail susuzluktan
kurtuldu ama sen kendinin ve ümmetin çocukları için sa’y yap/koştur!
*Kulum
şehri, evi, binayı, oteli, yatağı, dolabı, konforu bırak Arafat’a gel,
gerekirse kumda yat, dağda uyu, taşa otur ama hepiniz toplu olarak ayakta bana
yakarın, beni anın, elinizi açın, boynunuzu bükün, ağlayın, arınmayı isteyin.
Lebbeyk Allahumme lebbeyk.
*Kulum
seni temizledim, arındırdım, buna melekleri de şahit tuttum. Kendini kirletme,
bana gelene kadar temiz kalmaya gayret et.
Bu
ibadetlerin, eylemlerin her biri Hz. İbrahim tarafından Allah için yapıldı.
Hikmetini sormadan teslimiyet gösterdi. Her birinin mükafatını aldı. “İbrahim
Ailesi” bu ümmete örnek oldu, beden temizliğinde, namazlarında, kurbanında,
haccında, umresinde, kısaca her ibadetinde yer aldı, pay sahibi oldu. “Allahumme
salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ salleyte alâ İbrahime
ve alâ âli İbrahime İnneke Hamîdun Mecîd.”
İbrahimi
teslimiyetin mükâfatı da İbrahimîdir. Çünkü Yüce Allah “Sonra Sana da “Doğru
yola yönelerek İbrahim’in dinine uy! O müşriklerden değildi.” diye vahyettik.” [5]
Hz. İbrahim’in babası onu ateşe attıracak kadar üzdü ama oğlu bıçağın altına
seve seve yatacak kadar itaat etti. Rabbi O’na eşini ve bebek yaştaki oğlunu
ziraatsiz, susuz bir yere bırakmasını emretti ama kıyamete kadar hem gıda hem
şifa olan zemzemi verdi. Nemrut O’nu diri diri ateşe atacak ve sonra yanmayınca
yurdundan çıkaracak kadar zulmetti ama (gittiği yer olan Filistin’deki) ümmeti
itaat etti. İbrahim teslim oldu ve kazandı!
Allah’ın
koyduğu hükümlere teslim olan aile gerçek aile saadetine erer! “...Her kim
hidayetime tabi olursa onlar için herhangi bir korku yoktur ve onlar üzüntü
çekmezler.” [6]
6 Temmuz 2022
(7 Zilhicce 1443)

Mukemmel bir anlatim Allah razi olsun kiymetli hocam.Akliniza,kaleminize saglik
YanıtlaSil