Muhammet Gündoğdu
(Din Hizmetleri Uzmanı)
İstanbul Müftülüğü Aile ve Dini Rehberlik Bürosu
“Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik”[1] ilahi hitabına muhatap olan Sevgili Peygamberimiz, hayatının her anında bu rahmetin tecellilerini yaşamış ve bizlere örnek olmuştur. O’nun insanlığa rahmet peygamberi olarak gönderilmesi şüphesiz merhameti sonsuz Yüce Allah’ın bir ihsanıdır. Sevgili Peygamberimiz yerde ve göklerde övülen eşsiz ahlakıyla bizlere en güzel model insandır. O’na uyan hem bu dünyasını hem de ahretini kurtarmış olacaktır. O, bir sevgi ve merhamet peygamberi… Hayatında dilinden bir kez bile kötü bir söz işitilmemiş, bir kez bile insanlara kaba davranmamış bir peygamber… O, İlk vahyi aldıktan sonra “Önce yakın akrabanı uyar.”[2] emriyle önce en yakınından, ailesinden başlayarak tüm insanlığa hitap etmiştir. Efendimizin aile fertlerine karşı tutumu hep merhamet çerçevesi içinde olmuştur. Bizler O’nun hayatına ve sözlerine baktığımızda hep bu rahmetin yansımalarını görürüz.
A.
Anne ve Babaya Merhamet
Doğmadan önce babasını
kaybeden sevgili peygamberimiz altı yaşında iken de annesini kaybetmiştir.
Peygamberimiz Hudeybiye umresine giderken Ebvâ köyüne uğramış, annesinin
kabrini ziyaret etmiş, kabrini eliyle düzeltip ağlamıştı. Niçin ağladığını
soranlara “Merhamet duygusu beni duygulandırdı onun için ağladım.”[3]
demiştir. Peygamberimiz sözleriyle de ana babaya merhametli olunmasını tavsiye
etmiştir; “Bir gün bir adam Allah rasulüne gelerek; Ya Rasulallah, halk içinde
iyi muamele yapmama en ziyade layık olan kimdir? Diye sordu. Efendimiz; “Annendir”
cevabını verdi. İki defa daha sorduğunda yine aynı cevabı verdi. Sonra kim
gelir sorusuna ise; “Babandır” cevabını verdi. Şüphesiz Peygamberimiz ilahi
vahyi en güzel şekilde yaşayarak anlatırdı. Nitekim Hz. Aişe de; “O’nun ahlakı
Kur’andı.” diyordu. Bir Kur’an ayetinde Yüce Allah şöyle buyuruyor; "Rabbin kesin olarak
şunları emretti: Ancak kendisine ibadet edin, anne ve babaya iyilik edin.
Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara
"öf" bile deme ve onları azarlama. İkisine de tatlı ve güzel söz
söyle. İkisine de acıyarak tevazu kanatlarını indir. Ve şöyle de:
"Ey Rabbim! Onların beni küçükten
terbiye edip yetiştirdikleri gibi, sen de kendilerine merhamet et.”[4]
B.
En Hayırlı Eş
Âlemlere rahmet Efendimiz
eşlerine de her zaman merhametiyle davranmış ve bizlere de bunu tavsiye
etmiştir; “Ben aileme karşı en iyi davrananım. Sizin en hayırlınız ailesine
karşı iyi davrananınızdır. Müminlerin iman bakımından en mükemmeli ahlaki bakımdan
en güzel olan ve ailesine şefkat ve mülâyemetle davranandır.”[5]
Hz. Peygamberin aile bağları
sevgi, saygı ve merhamet üzerine kurulu olmuştur. Zaman zaman onlarla
şakalaşmış ve onların hoşuna gidecek tarzda onlara hitap etmiştir. -Hz. Aişe
validemize Ayşe Uveys (Ayşecik), Aiş, Hümeyra gibi hitaplarda bulunması buna örnektir.- Kendisiyle koşu yarışı yapmış ve yine onun başını omzuna dayayarak birlikte
savaş oyunu oynayan Habeşlileri seyretmiştir.[6]
Efendimizin merhametli hayatı bizim için kıyamete kadar örnek olacaktır. Kadınlara karşı şiddetin çoğaldığı günümüzde
Hz. Aişe’nin, Efendimizi anlatan şu sözlerine kulak verelim; “Peygamberimizi ne
bir hizmetçiye ne de bir kadına vururken asla görmedim. O, mübarek eliyle hiç
kimseye asla vurmamıştır.”[7]
Peygamberimiz de bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyuruyor; “Kadınları ancak kötüleriniz döver.”[8]
C. Çocuklara Şefkat ve Merhamet
Peygamber Efendimiz
hanımlarına karşı olduğu gibi çocuklara karşı da son derece merhametli
davranmıştır. Çocuklarını hiç öpmeyen bir bedeviye “Allah senin kalbinden
merhamet duygusunu söküp aldı ise ben sana ne yapabilirim?”[9]
Namaz kılarken torunlarından biri sırtına çıkmış, bu yüzden namazı biraz
uzatmıştı.[10] Bir
defasında namazını kısa tutmuş ve sebebini soranlara “Bir çocuk ağlaması duydum
ve annesi üzülmesin diye namazı kısa tuttum.”demiştir.[11]
Efendimiz bir hadisi Şeriflerinde şöyle buyuruyor; “Küçüklerine merhamet ve
sevgi, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.”[12]
İşte Peygamberimizin hayat ölçüsü… Efendimizin yıllarca hizmetinde bulunan Hz.
Enes anlatıyor; “Hz. Peygamber’ e on yıl hizmet ettim. Allah’ a yemin ederim
ki, bana hiçbir zaman ‘öf’ bile demedi. Ailesine karşı Hz. Peygamber’den daha
şefkatli hiç kimseyi görmedim. Oğlu İbrahim’in, Medine’nin kenar
mahallelerinden birinde oturan bir sütannesi vardı. Bu sütannesinin kocası demircilik
yapmaktaydı. Her gün çocuğunu görmek için oraya giden Hz. Peygamber, varınca
duman dolu eve girer, çocuğunu kucaklayarak bağrına basar, koklar ve öperdi.”[13]
Efendimiz, oğlu İbrahim’in ölümüne ağlamış ve bunun sebebini de şöyle
açıklamıştır; “Bu bir merhamet göstergesidir. Gözümüz yaşarır, gönlümüz mahzun
olur. Ama asla Rabbimizi razı etmeyecek söz söylemeyiz. Ey İbrahim senin
ayrılığın gerçekten bizleri mahzun etti.”[14]
D.
Diğer Aile Fertlerine Merhamet
Peygamberimiz “Önce yakın
akrabalarını uyar” ayeti emrince öncelikle akrabalarını dine davet etmiştir.
Efendimiz akrabalarına karşı da her zaman merhametli davranmıştır. Sıla-i Rahîm
isminden de anlaşıldığı gibi akraba ile merhamet temelli bir bağ kurmak
Efendimizin hayat prensiplerinden olmuştur. O, bizlere de akrabalık bağlarını
güçlü tutmamızı tavsiye etmiştir; “Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse akrabasını görüp gözetsin”[15];
“Yoksula yapılan sadaka bir sadakadır. Bu sadaka akrabaya yapılmışsa iki sadaka
demektir. Biri sadaka, diğeri sıla-i rahimdir ki bu da sadaka sayılır."[16]; “Teyze,
anne yerindedir."[17]; “İyiliğe
benzeri ile karşılık veren kişi, tam anlamıyla akrabasını görüp gözetmiş olmaz.
Hakiki sıla, kişinin kendisi ile ilgiyi kesenleri görüp gözetmesidir.”[18]
Efendimiz yakınlarının Müslüman olması için ümidini yitirmeyerek sonuna kadar
uğraşmıştır. Peygamberimizin amcası Ebu Talib ölüm döşeğinde iken Efendimiz
onun yanına gitti ve “Ey amca! Lâ ilâhe illallah de ki kıyamet gününde onunla
senin için şahitlik edeyim” dedi. Ebu Talib; “Eğer Kureyşliler beni
ayıplamasaydı, ‘o ölüm korkusundan bunu söylemiştir’ demeseydi senin gözünü
aydınlatırdım (bu kelimeyi söylerdim). Efendimiz; “Andolsun ki, senin için,
yasaklanmadıkça af talebinde bulunacağım” dedi. Bunun üzerine “Şüphesiz
sen sevdiğini hidâyete erdiremezsin. Fakat Allah dilediğini hidâyete erdirir.”[19]
ayeti indi.[20]
Sonuç
“Hiç şüphesiz ben size bir babanın evlatlarına olan durumu gibiyim.”[21] buyuran Efendimiz hayatının her alanında olduğu gibi aile fertlerine de merhametli oluşuyla biz ümmetine merhamet modeli olmuştur. “Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.”[22]
[1] Enbiya, 107
[2] Şuara, 214
[3] M. Âsım Köksal, İslam Tarihi, Şâmil Yayınevi, C:2, İstanbul 1987, sf: 55
[4] İsrâ, 23-24
[5] Tirmizi, İman 6
[6] Mustafa Fayda “Aişe” Maddesi, TDV İslam Ansiklopedisi, C: 2 sf: 202
[7] Nesâi, `Işretü`n-nisa, s. 164
[8] Camiu`ssağir, 629
[9] Buhari, Edeb 22
[10] Nesai, İftitah 83
[11] Nesai, Kıble 35
[12] Tirmizi, Birr 15
[13] Tirmizi, Birr 11
[14] Buhari, Cenaiz 44
[15] Buhari, İlim 37
[16] Tirmizi, Zekat 26
[17] Tirmizi, Birr 5
[18] Buhari, Edeb 15
[19] Kasas 56
[20] İmam Ahmed, Müslim, Nesai,
Tirmizi, (Ebu Hureyre’den); Bidaye, 3/124; Muhammed Yusuf Kandehlevi,
Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/40-41.
[21] Beyhaki, Sünen-i Kübra,
1/91
[22] Tevbe 128

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder